Web Sitemize hoş geldiniz


Cumhuriyet Devrimlerini savunmak için Referandum da HAYIR oyu kullanmaya davet ediyoruz.

Referandum Cumhuriyet Devrimine evet mi ? Hayır mı ? oylamasına dönüşmüştür

Sivas Kongresinin 91 Yıl dönümünü kutlarken bugün için anlamı…!

1-Milli sınırlar içinde vatan bütündür ayrılamaz.

2-Ülkemiz bugün yine Kurtuluş Savaşı şartlarını yaşamaktadır.Kürt, Ermeni ve Kıbrıs sorunları başta olmak üzere ulusal davalarımız bugün ABD ve AB gibi emperyalist ülkelerin baskı, tehdit ve saldırısı altındadır.

Ülkeniz de Atatürk Devrimlerinde yana olan güçler başta eski rektörlerimiz olmaz üzere aydınlarımız, yazarlarımız, gazetecilerimiz, hukukçular, askerler ve siyasi parti liderleri... “Ergenekon” tertibi ile hapse atılmakta sonu gelmeyen yargılamalarla fiilen hapishanelerde tutulmaktadırlar.

3-- Cumhuriyet bugün çok büyük tehlike altındadır. Cumhuriyet devrimleri ve kazanımları önemli ölçüde içi boşaltılarak, yok edilmeye çalışılmaktadır. Tehlike büyüktür.                             Demokrasinin üç temel ayağını oluşturan yasama, yargı ve yürütme'dir. Yargı, yürütme ve yasama tek elde toplanarak ülkemiz faşist-diktatör bir rejime götürülmeye çalışılmakta. Bu konuda son kozlarını oynanmakta, 12 Eylül 2010 pazar günü yapılacak “Anayasa değişikliği referandum” la Cumhuriyet Devrimine son darbe vurulmaya çalışılmaktadır.

Referandum Cumhuriyet Devrimine evet mi ? Hayır mı ? oylamasına dönüşmüştür.

Cumhuriyet Devrimlerini savunmak için Referandum da HAYIR oyu kullanmaya davet ediyoruz.

4 Eylül 2010


                                       Köyümüzde Şenlik İptali

 

          10 Eylül 2010 tarihinde köyümüzde düzenlenecek olan şenlik iptal edildi. Köyümüz muhtarı Hasan HALİS”ten aldığımız bilgiye göre Ankara ve İstanbul köy derneklerimizin masraflara ortak olmaması  nedeni ile şenliğin iptal edildiğini bildirdi. Halis yaptığı açıklamada daha önceki görüşmelerde masraflara ortak olunması Ankara ve İstanbul köy derneklerimizce kabul edilmesine rağmen bu tutumlarından daha sonra vaaz geçtiklerin, bu nedenle muhtarlık olarak şenliği iptal ettiklerini söyledi.

         Ankara köy derneğimiz başkan ve yöneticileri şenliğin esas olarak köyümüz muhtarlığınca düşünülüp organize edildiğini, köy muhtarlığınca kendilerinden katılmak isteyenlerin köye getirilmesi ve şenlik giderlerinin ortak karşılanmasının muhtarlıkca istendiğini açıkladılar.

 

Ali AKPINAR

30 Ağustos 2010

 

Şenlikle ilgili önerilerim

 

1-Bu tür etkinliler ciddiye alınıp dikkatli bir şekilde incelenmeli. Derneklerimiz ve muhtarlık birlikte çalışmalı ve köy halkını birleştirecek planlı bir çalışma yürütmeli bu konuda katkı koyabilecek insanlar ve kurumlar bu çalışmalara katılmalıdır. Kısa sürede hem şenliğe katılmaya karar vermek sonra da geri çekilmek bu konuda yeteri kadar üzerinde durulmadan karar verildiğini göstermektedir. Yapılan etkinliklerde ortak birlikte davranmak konusunda eksiklikler vardır. . Özellikle bu konu üzerinde durulması gerekmektedir. Ortak, sabırlı çalışmalar ile bu eksiklikler giderilebilir.

 

2-Ankara köy derneğimize gelen telefon mesajlarında “Festival” kelimesi kullanılmıştır. Festival başlı başına bir ürünün, malın ortaya konması, tanıtılması ve satılmasına yönelik bir organizasyondur. “Üzüm Festivali” gibi. Mümkün olsa da yöresel olarak tanıtacağımız kendimize özgü bir ürünümüz, malımız olsa. Kısaca “Şenlik” en uygun kelime olduğunu düşünüyorum. 1960-70 li yıllarda “Halı Festivali” düzenlenebilirdi.

 

3-Şenlikler aylar öncesinde tarihleri çok dikkatli seçilmelidir. Düzenlenmesi düşünülen şenlik 12 Eylül günü oylanacak olan “Anayasa referandumuna” denk gelmektedir. Referandum ülkemiz için çok önemli ve tayin edicidir. Geleceğe yönelik bakışımızı ve yaşam biçimini belirleyecektir.

 

4-Yöneticiler eleştirilere açık olmalıdır. Eleştiri aynı zamanda yöneticilerimizi de geliştirip daha olumlu çalışmalar yapmalarını sağlar. Eleştirinin olmaması tehlikelidir. Tabi ki eleştiriler de yapıcı ve ilerletici olmalıdır. Eleştiri yoksa çalışmada, faaliyet de yok demektir.

 

5-Başarı ve başarısızlık bu etkinliği düzenleyen kişi, kurum ve derneklere ait olacaktır.

 

Not: Sitemizde yer alan fikirler konusunda her türlü eleştiri ve önerileri de aynı bölümde yer vereceğiz. Bizim yazdığımıza tamamen zıt fikirler de olsa.

 

Ali AKPINAR

30 Ağustos 2010


DÜNDEN BUGÜNE DAYATILAN SENARYO VE REFERANDUM..


Ülkemiz son yıllarda daha ileri demokratikleşme, küreselleşme..değişim vb gibi kulağa hoş gelen sözcüklerinin arka planında tarihinde az rastladığı bir bunalımlı dönem yaşıyor..


Osmanlı İmparatorluğunun bozulan ekonomik ve siyasi yapısına duyulan tepki ve gelişen olaylar üzerine inşa edilen “ tanzimat “ ile günümüzde “ değişim “ için ileri sürülen gerekçeler aradan 200 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen hemen hemen aynı..


O günlerde de batı ,imparatorluğu çöküşe götüren herkesin gördüğü ve kabul ettiği yapısal bozuklukları ileri sürerek bozulma ve çözülmeyi daha da süratlendirecek proğramları batılılaşma, demokratikleşme ve gelişme adına sürekli dayatmıştı..


Aynen günümüzde olduğu gibi..


Osmanlı devlet kurumlarını ve yönetim sistemini batıya benzetmeye çalışan tanzimat kararları halkın değil dış ve onların güdümündeki iç güçlerin siyasi ve ekonomik menfaatleri ve ülkemiz üzerindeki gizli ve açık emellerinin gerçekleşmesini hedef alıyordu..


Karar ve uygulama süreçlerine halk katılmadığı gibi alınan karar ve uygulamalar ülkemizin gerçeklerine,bünyemize,halkımızın beklentilerine de uygun değildi..


Günümüzde de böyle değil mi?


Bütün bu karar ve uygulamalar imparatorluğu hızla felaketin içine sürüklerken hemen her konuda yabancı hayranlığını üstün meziyet sayan,kendisini ülkemizin batı dünyası ile bütünleşmesine!. adayan mandacı ve işbirlikçi zihniyet ve kadroların çekirdeği de oluşmaya başlamıştı..


Buna yine batının da desteği ile ülkemiz de dahil olmak üzere bölgemizde başlatılan BOP projesinin son dönemlerdeki etnik ayrımcılık ve inanç temelindeki ideolojik düzen ( ılımlı İslam ) senaryoları eklenmiş hatta uygulamaya koyulmuştur..


1868 yılında The Times Gazetesi şunları yazıyordu; Türkler kendilerine has bir inatla yılmadan vergi toplama çarelerini bulmakta, düzeni ayakta tutmakta ve eski borçlarını ödemek üzere yeni kaynaklardan para sağlamayı başarmaktadırlar. Hasta adamın sağlık durumundan endişe duyanlara bundan böyle verilecek yanıt “ durum hiç de kötüye gitmemektedir “ olacaktır.


Gerçekten de günümüzde kronikleşen ekonomik sıkıntı ve işsizlik, anayasada içi boşaltılmış bir kelimeden ibaret kalan sosyal devlet ilkesi, demokrasi adına!.. yargının bağımsızlığını yitirerek siyasallaşması, TSK nın oturmuş köklü geleneklerinin ortadan kaldırılması, medyanın çeşitli yöntemlerle denetim altına alınması, üniversitelerimizin YÖK eliyle susturulması, sendika ve meslek kuruluşlarının etkisizleştirilmeleri , halkımızın da bütün bunları, dış güç odaklarının aynen bundan 140 yıl önce olduğu gibi alkışları, övgü sesleri arasında sessiz sedasız kabullenmesi arasındaki benzerlik şaşırtıcıdır.


Batılılar alacaklarının garantisini yalnızca bizim yeni vergi bulma ve sıkıntıya katlanma yeteneğimize bırakmayarak ekonomi ve siyasi her türlü tedbiri de almayı ihmal etmemişti..


Alınan tedbirlerin dayanak noktası yetiştirdikleri işbirlikçiler ve bu işbirlikçilerin devlet kuruluşları başta olmak üzere toplumun her kesiminde etkin hale getirilmiş olmalarıydı..


Fransa Maliye Bakanlığı müşaviri ve Osmanlı devletinden alacağı olan devletlerin hesap komisyonu başkanı Daniel Ducoste 1889 yılında yazdığı kitapta;


Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadırlar. Ancak bir süre sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı muhalif unsurlar ortaya çıkacaktır. İşte o zaman gerek alacaklarımız gerekse bunların faizleri tehlikeye düşecektir.


Bu sebeple Osmanlı devletinin maliyesi,ekonomisi ve servetleri üzerinde çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilerine ihtiyacımız olacaktır.


Ben bu “yerli misyonerlerin “bizden ve yapacağımız siyasi baskılardan çok daha yararlı olacağı kanısındayım. Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleri ile yaklaşma imkanlarına sahiptirler. Bu “ yerli misyonerler “ alacaklarımızın bir yada birkaç yüzyıl teminat unsurlarının en önemlilerinden biri olacaktır.


Rahmetli İ.İnönü 1963 yılında Başbakan’ken şöyle diyordu; Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurdan önce sefirden ( Büyük Elçi’den ) öğreniyorum...


Ülkemizin son dönemlerinde yetiştirdiği değerli siyaset ve devlet adamlarımızdan Sn. Kamuran İnan; Bugün Türkiye’de 200 bin hain olduğunu söylüyor. Bu sayının çok daha fazla olduğunu ileri sürenler var..


Dünya üzerinde Türkiye kadar kendi tarihine ,kültürüne ,milli değerlerine kısacası ülkesine yabancılaşmış “aydın “ yetiştiren ve bunları siyasetin ,medyanın,devletin kilit noktalarına getiren başka bir ülkenin olmadığı söylenir..


Türkiye neden bu kadar bol yabancı hayranı insan çıkarıyor ?.


Veya bunlar kısa sürelerde bir kutuptan diğerine nasıl ve neden geçiyorlar?


Dün batı adına güya ıslahat ve reform politikalarını yürüten Reşit Paşa İngilizlerin,Ali Paşa Fransız’ların, Mahmut Nedim Paşa Rus’ların adamıydı..


Bugün bunların yerini kimler aldı?


Dün yürütülen batıcılık ve ıslahat politikalarıyla günümüzde inat ve ısrarla sürdürülen tek yanlı ABD ve AB politikaları arasındaki benzerlik insanı hayretten öte dehşete düşürüyor..


Dün batının yazdığı senaryoları kayıtsız şartsız uygulayanlar ülkemizi Sevr’e götürdü.


Aynı senaryoların değişik versiyonlarının yine uygulandığı günümüzde bakalım nereye götürecek?..


Milletimizin hemen her kesiminde bu kaygı ve endişelerin arttığı bir ortamda önümüzdeki günlerde anayasa referandumuna gidiyoruz..2011 ortalarında da genel seçimler yapılacak..


Ülkemizin birlik ve bütünlüğünün tartışmaya açıldığı, üniter devlet yapımızın zaafa uğradığı, cumhuriyetimizin temel değer ve kazanımlarının her geçen gün daha fazla aşındığı, günümüzün modern, çağdaş, laik, demokratik hukuk devleti normlarından uzaklaşıldığı bir süreçten geçiyoruz..


Hem de daha ileri bir demokrasi.. daha fazla insan hakları.. gibi evrensel ilke ve değerlerin arkasına sığınarak..Kısacası siyasi popülizm yapılarak.


Ancak üzülerek görüyoruz ki gerek siyasi liderlerimizin gerekse medyamızın gündeminde ciddi, ülkemizin geleceği ile ilgili konular yerine günü kurtarmaya yönelik kısır siyasi çekişme ve tartışmalar öncelikli olarak yer almaya devam ediyor..


Üniversitelerimiz ise birçok konuda olduğu gibi ülkemizin geldiği ( getirildiği ) bu endişe verici ortamı seyretmekle suskun kalmakla yetiniyor..


Gelecekte ülkemizin kaderini belirleyecek dev sorunları çözmek , bunlara çözüm üretmek kısacası büyük fotoğrafı görüp uzun vadeli siyasi, sosyal, ekonomik stratejik plan ve kararlar ile bu labiretten çıkmaya çalışmak yerine, ülkemiz başta siyaset kurumu olmak üzere medyası, üniversitesi ile küçük resmi meydana getiren mozaik’in parçaları –detaylar- ile meşgul olmayı yeğliyor..


Bu anlayış ve uygulamaların başta dış güç odakları olmak üzere yerli malüm koro tarafından da destek gördüğünü, alkışlandığını üzülerek görmekteyiz..


Birçok bilim adamının da ifade ettiği gibi stratejik hataları taktik değişiklik ve kararlar ile ortadan kaldırmak mümkün değildir.


12 Eylülde yapılacak Anayasa değişikliği referandumu; bu ayrışmayı dolayısıyla bölünmeyi hızlandıran, hemen her konuda stratejik karar ve uygulamalar yerine küçük detaylar ile büyük resmi görmemizi engelleyen süreci durdurup belki de bütün kurum ve kuralları ile işleyen gerçek çağdaş demokrasi ve hukuk devletinin kurulmasının, T:C. Vatandaşlarının hangi etnik kökenden, hangi inançtan olursa olsun kardeşlik ve barış içinde yaşamasının, devlet kurumları arasındaki ahenk ve uyumun tekrar sağlanmasının iklim ve ortamını yaratmak için milletimize tarihi bir fırsat sunup sorumluluk yüklüyor..


Bu duygu ve düşüncelerle Ülkemizin birlik ve bütünlüğünden yana, üniter devlet yapımızı savunan, Atatürk ilkelerini gönülden benimsemiş, cumhuriyetimizin anayasamızın ilk 3 maddesinde ifadesini bulmuş temel değer ve kazanımlarına bağlı her Türk vatandaşının referandumda HAYIR diyeceğini ümit ve temenni ediyoruz..

ZİYA GÜNEY

25 Ağustos 2010


MAHKEME GÖLGESİNDEKİ ŞURA!

Bu ülkede hiç bir dönemde;

 

- Anayasa'nın emrettiği demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini inançla savunan,

 

- Hukuk dışı uygulamalara her zaman karşı tavır sergilemiş olan,

- Tam anlamıyla yurtsever, namuslu ve dürüst, aydın olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları;

Asla haketmedikleri suçlamalarla karalanmadılar, inandırıcılıktan tamamen uzak gerekçelerle darbe yanlısıymışcasına tutuklanmadılar.

 

Hiçbir dönemde, tam bir kampanya yöntemiyle Türk Ordusu'na ve komutanlarına karşı böyle karalama ve suçlama yapılmadı.

 

Askeri Şura'da terfi eden bir Korgeneral, ertesi gün 11. Ağır Ceza Mahkemesi kararına göre tutuklanıp hapse atılabilir.

Ya da emekliye sevk edilen bir Tümgeneral, mahkeme kararı gereğince hakkında çıkarılmış olan yakalama kararı kaldırılabilir ya da tersi olabilir...

 

- Terörle mücadelede üstün başarı gösterdiği için,

- Emsallerine göre üstün hizmet başarısı gösterdiği için terfi eden bir asker,

Ertesi gün hapse atılabilecek, bunu bize kim izah edebilir?

 

Bu şartlar altında Şura'ya katılan askerler açısından duruma baktığınızda, onların iç durumu, duyguları, kafaları nasıldır hiç düşündünüz mü?

İçleri rahat değil, bu açık ve net!...

 

Terfi edeceklerine mi sevinsin, yoksa tutuklanabileceklerinin endişesini mi yaşasın?

Emekli olacağına mı üzülsün, yoksa mahkemenin yakalama emrini kaldırabileceğini düşünüp memnun mu olsun?

Hangisi?!...

 

Yanlış başlayıp, yanlış giden ve ısrarla siyasi parti sloganı gibi durdurulmayıp devam ettirilen bir süreç bu!

 

- Hani Hukuk evrenseldi?

- Kuralları vardı?

- Herkes için aynıydı?!...

 

Ama bizde öyle olmuyor, özellikle AKP siyasetinde...

 

Diyarbakırlı Baydemir PKK örgüt üyesi olmaktan 36.5 yıl hapisle yargılanıyor, ama tutuklamaya bile sevk edilmedi, görevden bile alınmadı, hala Belediye Başkanı ve hala TC Devleti'ne/Yönetenleri başta olmak üzere Türk Milleti'ne sinkaflı hakaret ve tehditlerini sürdürüyor!...

 

Buna karşılık Adana Büyükşehir Belediye Başkanı, yargılanmıyor ama görevden alındı.

 

Bu hukuk değil keyfiliktir, demokrasilerde keyfi yönetim olamaz.

 

Habur Sınır Kapısı'ndan kırmızı halı üzerinden Türkiye'ye giriş yaptırılan Teröristler; ''ben teröristim, pişman değilim, kaçmadım!'' diyor, ama hepsi serbest bırakıldı, üstelik ifadeler değiştirilerek serbest bırakıldı.

 

Bu da yetmedi etkin pişmanlık maddesi uygulanarak serbest bırakıldı, ama İstanbul soruşturmasına her hangi bir nedenle takılan her asker tutuklamaya sevk edildi ve hepsi ''biz terörist değiliz'' dedi, ''hepsi tutuklandı!''

 

Bu ne hukuk, ne de adalettir!...

 

Genelkurmay bu çelişkilerin farkında değil mi?

Elbette farkında.

 

Ya Başbakan?

 

Adalet Bakanı bunun farkında değil mi?

 

Elbette farkındalar...

 

O zaman; Türk Ordusu'na karşı kasten yapılan işler söz konusu, hukukun AKP siyaseti emrine girmesi söz konusu ki; bu hukuk değil, bu adalet değil, demokrasi hiç değil!...

 

PKK terör örgütü ile mücadele eden Ordumuzun Komutanı Orgeneral Saldıray Berk; ''terör örgütü lideri'' iddiasıyla yargılamaya, üstelik savunması bile alınmadan yargılamaya kalkışılabiliyorsa eğer, bu Şura'nın ne önemi var?!

 

Kaldı ki; Ordu Komutanı hakkında savunmasını dahi almadan ''terör örgütü lideri'' diye dava açabilen bu hukuk, 74 askerimizin katili Osman Öcalan hakkında dava açmaya ve tutuklama kararı çıkarmaya gerek bile görmemektedir!

 

Bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir vicdansızlık!?

 

Bu demektir ki Ordumuz'a yönelik kasti soruşturmalar, tutuklamalar, yargılamalar hiç bitmeyecek...

 

Her an üretilmiş bir belge, bir ihbar ve her an yeni bir soruşturma, tutuklama ve yargılama bekleyebilirsiniz...

 

Bu böyle gitmez!

 

Ordumuz da bu soruşturmaların hedefi olmaktan kendini kurtaramaz, çünkü bu hukukun ardında siyaset var!

 

Ordumuzu etkisizleştirmek ve milletimizi tepkisiz hale getirmek için anlaşılıyor ki AKP siyaseti kararlı, peşindeki hukukçuları da kararlı, öyle görünüyor!...

 

Yani bu iş sürecek...

 

Artık; Yüksek Yargı, Yüksek Komuta Heyeti, Cumhuriyet Savcı ve Hakimleri, Sivil Toplum Kuruluşları (özellikle üretilenler hariç), Üniversiteler, Cumhuriyet'e sahip çıkan herkes, hepimiz oturup düşünmeliyiz...

 

Laiklik ve Cumhuriyet karşıtı olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla tescillenen AK P Hükümeti ve yandaşları tarafından devam ettirilen bu sürecin durdurulması şarttır!

Bakın Ordumuz'a, güç kaybediyor artık...

 

Bu sürecin durması şarttır, bakın halkımıza tepkisizleşiyor artık.

 

12 Eylül'de sandıktan çıkacak güçlü bir HAYIR sesi, bu süreci durdurmaya yetecek ve herkes aklını başına toplayacaktır.

 

Şimdilik ötesini düşünmeyelim, hepimiz bu süreci nasıl durduracağımıza odaklanalım ve 12 Eylül'de HAYIR diyerek bu kötü gidişata dur diyelim.

 

İsminin önünde ''Başbakan' yazısı olan zevat'ın bunu anlaması, algılaması mümkün değildir.

 

Komedi gibi değil mi?

 

- Ömrünü ''biad kültürü'' ile geçirmiş,

 

- Emir almaya alışmış,

 

- Tarikatlarla ve sadaka dolandırıcısı Deniz Feneri e.v ile iç içe yaşamış,

 

- Servetlerinin hesabını çocuklarının pipi'lerine bağlayanlar,

 

- Lâik Cumhuriyet düşmanları,

 

- Atatürk'e Ordumuza ve çağdaşlığa düşman örümcek kafalılar,

 

''HUKUK DEVLETİ''ni savunacaklar ve doğruları söyleyecekler...

 

- Ömrünü HUKUK DEVLETİNE adayan adalet mensupları ve yüzlerce YÜKSEK HÂKİM ve SAVCI,

 

- Türkiye'de anayasanın emrettiği demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini inançla savunan,

 

- Askeri darbelere ve hukuk dışı uygulamalara her zaman karşı tavır sergilemiş olan,

 

- Tam anlamıyla yurtsever, namuslu ve dürüst insanlar, aydınlar, Kemalistler,

 

Yanlış bilecekler ve Hukuk Devleti'ni savunmayacaklar!...

 

Hadi canım sende!


 


"Geleneksel Divriği Pilavı"

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Divriği Pilavı bu yıl da 27.06.2010 tarihinde Atatür Orman Çiftliği Piknik alanında yapılacaktır.

Etkinlik Ankara Divriği Kültür Dernegi ve Divriği Vakfı tarafından düzenlenmektedir.


Geleneksel futbol Turnuvası

Ankara Divriği Kültür Derneği tarafından bu yıl altıncısı yapılan, geleneksel Divriği köyleri futbol turnuvası finali yapıldı. 29.05.2010 tarihinde yapılan finalde şonuçlar;

1- Ürük

2-Olukman

3-Göndüren

4-Karasar Köyü futbol takım olmuştur.


 

 

Köy Derneğimiz Genel Kurulunun Değerlendirilmesi

 

11. Genel kurulu 9 Mayıs 2010  Pazar günü derneğimizde yapıldı. Sönük geçen kongrede yönetim ve denetim kurulu çalışmaları yazılı olarak okunup, oylandı. Yönetim ve Denetim kurulu raporları hakkında hiç kimse  söz alıp konuşma yapmadı.

Tüzük değişikliği tartışıldı. Üyelik konusunda 500 TL giriş ücreti konarak dernek üyeliği zorlaştırıldı. Ankara'da yaşayan daha önce üye olmayanlar bu ücreti ödeyerek üye olabilecek. Ailelerinden yeni ayrılmış olanlar da 50 TL giriş + 50 TL yıllık aidat = 100 TL ödeyerek yeni tüzüge göre üye olunabilecek. 

Anlam veremediğim derneğin büyümesindeki en büyük engel de bu giriş üyeliği ve getirilen zorluklar. Uzun yıllardan beri dernek üye sayısında artma görülmemektedir. (160 üye) Halbuki engellerin asgariyi indirilmesi üye sayısının ikiye katlanmasına neden olacaktır. Derneğin kültür, dayanışma değil, cenaze kaldırmak (sandık) olarak gören anlayış üyelerimiz arasında yıkılamamıştır. Derneğin önündeki en büyük engellerden biri bu anlayışın yıkılmasıdır.

Genel kurulda tepki olarak ikinci bir liste sunuldu. Hazırlıksız olduğundan etkili olmadı. İkinci liste çekilerek tek liste oylandı. Derneğimizde son dönemlerde yapılan önemli hata, listelerinin ortak düzenlenmemesi. Birden fazla liste çıkarmak hatalı. Fakat bir kısım insanların da liste hazırlayıp o listeyi dayatması sonucu ikinci listenin çıkmasına neden olmuştur. Köy derneklerinde  dayatma liste olmamalıdır. Tüm ailelerin temsil edileceği ortak görüşlerinin oluşturacak listeye yansıması gerekiyor. Köy dernegimizin sandık tipi olduğu, diger kitle örgütlülügündeki dernek anlayışından farklı oldugu unutulmamalıdır. Buna uyulmadığı zaman güçlerimiz bölünüp, zayıflıyor. Bu genel kurulda malesef güçlenerek çıktığımız söylenemez.

 

Site Yön. Ali AKPINAR

 

 

Genel Kurulda Seçilen yeni Yönetim Kurulu

 

          

Başkan        Yusuf GÜLKANAT

Başkan Yar. Ali ENGİNAR

Muhasip      İbrahim SÖKMEN

Üye             Ali CILGA

Üye             Ali ERCAN

Üye             Sait TAŞKIRAN

Üye             Cafer TUNCER

 

Denetleme Kurulu

 

Cuma BÜYÜKİMDAT

Cebrail AKTAN

Önder CILĞA

 

 


 

 

Duyuru

 

GENEL KURUL

 

SİVAS-DİVRİĞİ İLÇESİ YALNIZSÖĞÜT MEZRASI İNALLI KÖYÜ                                                 YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

 

                                                                                 

 

 

Derneğimizin 11. Genel Kurulu 02.05.2010 tarihinde, saat 12.00 de Tuzluçayır Mah. 585 Sok No:10/12 B Mamak/ANKARA adresindeki derneğimizde gündemdeki konuları konuşmak üzere toplanacaktır.

Toplantı için çoğunluk sağlanamadığı takdirde 09.05.2010 tarihinde ve saat 12.00 de aynı adreste mevcut üyelerin katılımı ile yapılacaktır.

 

Dernek Tel: 0312 389 04 09

 

                                                                           Yönetim Kurulu Başkanı

 

                                                                             Tacim BÜYÜKİMDAT

 

GÜNDEM

 

1-    Açılış ve yoklama

2-    Divan teşekkülü ve saygı duruşu

3-    Yönetim ve Denetim Kurulu faaliyet raporu ile bilançonun ayrı ayrı okunması, müzakeresi ve ibrası

4-    Tüzük tadilatı, üye aidatlarının belirlenmesi, yapılacak yardımların açıklanması ve karara bağlanması

5-    Yeni yönetim ve denetim kurulunun seçilmesi

6-    Yeni yönetim kuruluna verilecek yetkilerin görüşülmesi

7-    Dilek ve temenniler

8-    Kapanış

 


2009 YILINDA YALNIZSÖĞÜT KÖYÜNDE

TARIM - HAYVANCILIK VE EKONOMİK DURUM

 

           

Köyümüzde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Esas geçim kaynaklarını bunlar oluşturmaktadır. Tarım ve hayvancılık yıllara göre artma veya düşme görülmektedir. Ekilebilir tarım arazilerinin yarısına yakını (% 45) ekimi yapılmamaktadır. Harısa kalan bu topraklar işlendiğinde daha iyi veril alındığı görülmektedir.

Köyümüzde tarımla uğraşan, hayvancılık yapan köy halkımızla ve muhtarımız Hasan HALİS’ le görüşülerek tarımsal ve hayvancılıkla ilgili aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.     

 

         EKİLEBİLİR TARIM ALANI

 

Günümüzde köyümüz ekilebilir arazilerinin yaklaşık  % 55 işlenebilmektedir. Önemli miktarda alan (% 45) işletme dışı kalmaktadır. İşlenebilir alanların oranı da biraz daha artarak günümüzde  % 5 oranında artış görülmektedir.

 

TARIMCILIK YAPILAN ALANLARDA ÜRETİM ORANLARI:

 

  • Ekilebilen araziler de buğday % 70- 75
  • Arpa ve çavdar  % 8- 10
  • Nohut ekimi  %12- 15
  • Mercimek ise % 2-3 oluşturmaktadır.

 

Köyümüzde tarımcılık faaliyetinde toplam dört traktör kullanılmaktadır.

 

Buğday ekimi verimi bire 8-15 arasında değişmektedir. Arazinin durumu, gübre kullanımı gibi nedenler oranı etkilemektedir.

 

NÜFUS

 

Kış aylarında yaklaşık on iki hane köyde yaşamlarını sürdürmekte;  toplam nüfus sayısı otuz altıyı bulmaktadır.

Bu sayı yaz aylarında hane sayı artarak 32 haneyi ve nüfus da 100 kişiyi bulmaktadır.

 

         ELEKTRİK

 

Fırtınalı havalarda elektriklerde kesilmeler-arızalar görülmektedir. Arızalar eskiden daha uzun sürmekte iken günümüzde bir-iki gün içinde giderilmektedir.

 

YOL DURUMU

 

Genellikle her yıl yoğun  kar yağışları nedeniyle kapana köy yollarımız bu yıl kapalı kalmamıştır. Geçen yıllara göre bu yıl kış etkisini biraz daha az göstermiştir. Kar yağıları yoğun olmasına rağmen uzun süre yerde kalmayıp eriyip gitmektedir.

 

ARICILIK

 

Köyümüzdeki arazilerde  kimyasal gübre kullanımı sınırlı olduğundan dolayı son yıllarda arıcılık faaliyetlerinde bir yoğunluk görülmektedir. Az sayıda köyümüz halkından olmak üzere ve Aydın ilinden gelen arıcılar bulunmaktadır. Arı kovanı sayısı 500 bulmaktadır.

 

Köyümüz halkından  Şahbaz’lar tarafından arıcılık yapılmakta; kovan sayısı 40-50 bulmaktadır.” Şahbazlar Balı”  tescilli marka olarak satışı yapılmaktadır.

 

HAYVANCILIK

 

Köyümüzde hayvancılık yetiştiriciliği gerek geçmişte gerekse gönümüzde önemli bir yer tutar. Köyde yaşayan insanlar için işlenebilir toprak ne kadar önemli ise hayvancılık o kadar önemlidir.

 

  • Yaklaşık 60-70 büyükbaş 

 

  • 100 bulan küçükbaş

 

  • 20-25 az sayıda tavuk-horoz bulunmaktadır. 

 

Köyümüz de yaşayan insanlarımızı tarım-hayvancılık yanında emeklilik gelirleri ile yaşamlarını sürdürmektedirler.

 

2009 Yılında İnallı Mezramız da Ekonomik Durum

İnallı mezramızda kış aylarında altı hane yaşamakta nüfusu yirmi kişiyi bulmaktadır. Bu sayı yaz aylarında on yedi haneye kadar çıkmakta ve nüfusu 45-50 kişiyi bulmaktadır.

 

İnallı mezramızın ana yola uzaklığı 3 km dir. Kış aylarda zor kullanılmaktadır. Stabilize yol çalışmaları yapılarak köy yollunda iyileştirmelere gidilmesi gerekmektedir.

 

Köyün 2009 yılı içinde su sorunu bulunmaktadır. Bu sorun köyümüz muhtarı Hasan HALİS’ ten aldığımız bilgiye göre bu yıl (2010) Özel İdarenin programında olduğunu belirtti. Su alamayan (çıkmayan) evlere deponun üzerine yeni depo yapılarak iyileştirmede bulunacağını açıkladı.

 

Hayvancılığı elverişli olan İnallı mezramızda büyükbaş hayvan sayısı otuzu bulmaktadır.

 

4 Mart 2010

Ali Akpınar    

 

* Lütfen yukarıdaki yazı hakkında görüş ve önerilerinizi ali@yalnizsogut.com  tıklıyarak göndermenizi bekliyorum.


(Yalnızsöğüt Köyünde Misafirperver Kirvem SELAHATTİN ÇINAR’ a AĞIT)

                                                                                                         

BANA BİR HAL OLDU DURMA GEL GARDEŞ

 

Sene yetmiş dokuz ekim ayında

Bana bir  hal oldu durma gel gardeş

Vadem doldu Yelice’nin köyünde

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Köyüm Yalnizsöğüt Aşudu elim

Vardım Yellice’ye perişan halim

Kara bayrak ile geliyor ölüm

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Duyan eşim dostum koşarak geldi.

Yalnızsöğüt köyü halk ile doldu

Aşudu elinde hanedan öldü

Bana bir hal oldu duruma gel gardeş

 

Yedirip içirip dost olmak işim

Sofram meydandadır ekmeğim aşım

Durdu değirmenin dönmüyor taşım

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Mahsuni bir tane nazlı büyüttüm

Nenliyeyip dizlerimde uyuttum

Eşime dostuma emanet ettim

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Satı’nın, Nezat’ın yoktur anası

Yetimler sürmedi bayram kınası

Selahattin öldü harap hanesi

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

İki yetim ile Hatem dul kaldı

Araki bulasın serhoşun  n’ oldu

Kaldırın sofrayı Selahattin öldü

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Komşular hakkınızı helal eyleyin

Toplanıp içerken beni söyleyin

Selahattin ruhun şad olsun deyin

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Ben yolcuyum sizin olsun Aşudu

İyilik insanlık dünyanın tadı

Yiğit ölürse de söylenir adı

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

Hüseyin GAZİ’ yim yazdım destanı

Selahattin kirve unutmam seni

Kimseye kalmıyor bu dünya fani

Bana bir hal oldu durma gel gardeş

 

 

 

Not: Hüseyin GAZİ METİN (Dede) Alevilik’ te Cem Kitabından alınmıştır.

         Uyum Yayınları, Birinci Basım Ocak 1997

 

 Hüseyin Gazi Metin’le iyi tanışıyoruz. Selahattin Çınar ile yakınlığımızı biliyordu. Bu konuda aramızda konuşma da geçmişti. Sayfa başında “Selahattin Akpınar’a ağıt” şeklinde yayınlamıştır. Bu düzeltmeyi kendisine en kısa sürede bildireceğim.

 

Ali Akpınar

8 Mart 2010

 


Yeni yılda umudumuzun tükenmediği, özgür, bağımsız ve aydınlık dolu Türkiye yaratmak dileğimizle... mutluluk ve esenlikler dileriz.


Kurban Bayramı'nızı en içten dileklerimizle kutlar, sağlık,başarı ve mutluluklar dileriz.

Herşey gönlünüzce olsun.

A.A


Duyuru

Kurban Bayramı nedeniyle, Yanlızsöğüt ve mezramız olan İnallı ile birlikte Ankara dernek merkezinde Kurban Yemegi düzenlenmiştir. Bütün köy halkımız davetlidir. (Adağı olanlar da kurban bağışında bulunabiliyor)

Tarih: 29.11.2009 Pazar (Bayramın üçüncü) günü.

Yer: Yalnızsöğüt/İnallı mezrası köy dernegi . Tuzluçayır/Ankara


Divriği tanıtım günleri nedeniyle 2-10 Kasım 2009 tarihleri arasında İstanbul'da çeitli etkinlikler düzenlendi. Etkinlikler ile ilgili  Divriğide yaşamını sürdüren Divriği doğal hayatını konu alan fotografları ile tanınan hemşerimiz Yusuf GÜLDALI fotoğraf sergisini açtı. 5.Kasım 2009  Cumhuriyit gazetesinde çıkan haberi olduğu gibi yayınlıyoruz.  Yusuf GÜLDALI' ya çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz. İlgili yazı ve resmi net olarak "Fotograflar "menüsüne tıkladığınızda görebilirisiniz. A.Akpınar.


29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...

Site yöneticsi Ali Akpınar


Bayramınızı en iyi dileklerimizle kutlar, sevdiklerinizle mutlu yıllar dileriz.


 Eylül ayının ilk haftası içinde köyümüz(Yalnızsöğüt)'den çektiği fotoğrafları bize ulaştıran Orhan CILGA arkadaşımıza teşekkür ediyoruz..